Web'te & Site'de Ara :

Heute ist der

Almancam Sözlük

Aramak istediginiz kelimeyi yazınız:

www.almancam.com
Almanyanın Siyasi ve Hukuki Yapısı

Kategori :   Almanya
Okunma :   4589
   
 

 

 

.........  

Demokratik, sosyal ve hukuk devleti olan Almanya, federal bir cumhuriyettir ve eyalet sistemiyle yönetilmektedir. Toplam 16 eyalet vardır ve eyaletler kendi yönetim mekanizmalarına sahiptir.

Ama siyasi yapı olarak her eyalet, Almanya genelinde geçerli kanunları uygulamakta ve kendi içlerinden seçtikleri milletvekillerini Berlin'deki Parlamentoya göndermektedir. Anayasa ve kanunlar ortak olmakla birlikte her eyaletin kendine ait uygulamaları için farklı mevzuatı da bulunabilmektedir. Hitler döneminden sonra oluşturu-lan anayasayla, temel haklar, kişilik hakları ve insan haysiyeti, insan hakları, özgürlükler ve sosyal güvenlik garanti altına alınmış-tır. Alman siyasi sisteminin en üst kademesinde Cumhurbaşkanı bulunur. Parlamentonun çoğunluk oyuyla ve 5 yıl için seçilen cum-hurbaşkanının milletvekili olmamasına dikkat edilir. Şu ana kadar cumhurbaşkanlığı yapmış kişiler şunlardır:

Alman Federal Cumhurbaşkanları

Theodor Heuss (FDP)
1949–1959


Heinrich Lübke (CDU)
1959–1969


Gustav Heinemann (SPD)
1969–1974


Walter Scheel (FDP)
1974–1979


Karl Carstens (CDU)
1979–1984


Richard v. Weizsäcker (CDU)
1984–1994


Roman Herzog (CDU)
1994–1999



Johannes Rau (SPD)
1999–2004


Horst Köhler (CDU)
2004’ten itibaren


Başbakan, halkın oylarıyla seçilen milletvekillerinin oluşturduğu parlementonun çoğunluk oyuyla belirlenir. Başbakan da kendi bakanlarını atar. Yönetim politikasının belirleyen başbakan geniş yetkilerle donatılmıştır. Sadece görevini kötüye kullandığı ve güvenini yitirdiği zaman parlamentonun çoğunluk oyuyla düşürülebilir. Şimdiye kadar bu şekilde düşürülen tek başbakan Helmut Schmidttir.

( Ekim 1982) Şu ana kadar başbakanlık yapmış kişiler şunlardır:

 Konrad Adenauer (CDU), 1949-1963
 Ludwig Erhard (CDU), 1963-1966
 Kurt Georg Kiessinger (CDU), 1966-1969
 Willi Brandt (SPD), 1969-1974
 Helmut Schmidt (SPD), 1974-1982
 Helmut Kohl (CDU), 1982-1998
 Gerhard Schröder (SPD), 1998...

 Angela Merkel


Siyasi Partiler

Anayasaya göre siyasi partilerin görevi, halkın siyasi iradesinin tecellisini sağlamaktır. Dolayısıyla, siyasi mevkiler için adayların belirlenmesi ve seçim kampanyalarının düzenlenmesi de anayasal görev karakteri taşımaktadır. Bu yüzden de, siyasi partiler, seçim kampanyalarında yaptıkları harcamalara karşılık seçim yardımı alırlar. İlk defa Almanya’da hayata geçen bu uygulama, artık günümüz demokrasilerinin çoğunda uygulanmaktadır. Anayasaya göre siyasi partilerin iç yapıları da demokratik ilkelere uymak durumundadır. Siyasi partilerden, demokratik devlet ilkesini özümsemeleri beklenmektedir.

Demokrasiye bağlılıkları konusunda haklarında şüphe oluşan partiler, federal hükümetin talebi üzerine yasaklanma sürecine girebilir. Federal hükümet, bu partilerin demokratik düzen için tehdit oluşturduğu ve yasaklanmalarının faydalı olacağı gerekçesiyle, yasaklama kararını verebilecek tek merci olan Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Karar mercisinin Anayasa Mahkemesi olması, parti kapatma sürecini iktidarın rakip partilerden kurtulmak için kullanmasını engeller. Öncelikle iktidar partilerine düşen görev de, demokratik ilkelere bağlılığı şüphe götüren partilerle rekabeti olağan siyaset içinde sürdürmektir. Federal Alman tarihinde parti kapatma sürecine pek az gidilmiş, parti kapama kararıysa daha da az görülmüştür. Anayasa siyasi partilere imtiyazlı bir konum tanısa da, bunların varlık nedeni, toplumun kendini ifade ettiği yerler olmalarıdır. Seçimlerde  başarısız olma, üye kayıplarına uğrama, parti çalışanları ve mali yönetim gibi konulardaki risklerle ilgili olarak sorumluluk kendilerine aittir.
 

Almanya Federal Meclisi, Berlin


Almanya’daki siyasi partilerin dağılımı karmaşık bir yapı arz etmez. Örneğin Federal Meclis’teki (Bundestag) partiler, 1949’daki ilk seçimlerden 1983’e kadar değişmeden kaldılar: Birlik partileri diye anılan CDU-CSU ortaklığı, SPD ve FDP. Avrupa’nın Hıristiyan Demokrat partiler ailesinin üyesi olan birlik partileri, Bavyera dışında Almanya’nın her yerinde Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) çatısı altında temsil edilir. Yalnızca Bavyera eyaletinde CDU siyasi arenayı yakın ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik’e (CSU) bırakır. İki parti milletvekilleri Federal Parlamento’da daimi bir ortak meclis grubu içinde yer almaktadırlar.
 

Federal Anayasa Mahkemesi, Karlsruhe


Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Almanya parti sisteminin diğer bir ağır topudur. Avrupa’daki sosyal demokrat ve demokratik sosyalist partiler ailesinin üyesidirler. CDU/CSU ve SPD, geniş seçmen (Seçmenler) kitlelerinin oyunu almış partiler oldukları için kitle partileri olarak da adlandırılırlar. Bu iki parti de, sosyal devlet ilkesi ve dolayısıyla da yaşlılara, hastalara, engellilere ve işsizlere gelir güvencesi sunulmasını benimser. CDU/CSU daha çok serbest çalışanlar, girişimciler ve iş çevrelerine yakın dururken, SPD sendikalara daha yakındır.

Avrupa’daki liberal partiler ailesi üyesi olan Hür Demokrat Parti (FDP), devletin serbest pazara mümkün olduğunca az müdahale etmesini öngören bir siyaset izlemektedir. Bir kitle partisi olmayan FDP, üst gelir ve eğitim düzeyindeki seçmen kesimlerinin oyunu alır.

Parti olarak kuruluş tarihi 1980’e uzanan “Yeşiller” (bugünkü adıyla Birlik 90/Yeşiller), 1949’dan daha sonraları kurulan partiler arasında siyasi istikrar gösterebilen ilk parti oldu. Yeşiller, Avrupa’daki yeşiller ve çevreci partiler ailesinin üyesidir. Savundukları siyasi görüşün diğer partilerden ayrılan temel özelliği, serbest piyasa ekonomisiyle devlet denetimi temelinde yürütülecek doğa ve çevre koruma kurallarını bir araya getirilmesidir. Yeşiller, toplumun daha yüksek gelirli ve ortalamanın üstünde eğitim almış kesimlerinin oyunu almaktadır.

Doğu ve Batı Almanya’nın yeniden birleşmesiyle Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS), Federal Alman siyasi arenasına katıldı. Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin sosyalist devlet partisi SED’nin devamı olarak 1989’da kurulan PDS, demokratik bir parti haline dönüştü. Siyasi arenadaki ilk yıllarında eski Doğu Alman sınırları içinde yer alan beş eyalette başarılı oldular sadece. 2005 yılı genel seçimlerindeyse, yeni kurulmuş olan ve o ana değin henüz sadece bir eyalet seçimine katılmış olan İş ve Sosyal Adalet Seçim Alternatifi (WASG) partisinin adayları, adını “Sol Parti.PDS” olarak değiştiren PDS listelerinden seçime katıldılar. Haziran 2007’de her iki parti “Sol Parti” (Die Linke) adıyla birleştiler.

Seçim Sistemi

Alman seçim sistemi tek bir parti için tek başına iktidara gelmeyi zor kılıyor. Bu olanak 56 yılda henüz bir kere mümkün oldu. Normalinde partiler arasında ittifak kuruluyor. Seçmenlerin, seçtikleri partinin hangi partiyle hükümete gelmeyi düşündüğünü bilmeleri için partiler, daha seçim kampanyalarını başlatmadan kiminle koalisyon oluşturabileceklerine karar vererek açıklamada bulunurlar.

Dolayısıyla vatandaş oy verirken bir taraftan hangi partiler arasındaki ittifakı yeğlediğini, diğer taraftan gelecekteki hükümet ortaklarının güç dengesini belirler.


Federal Konsey: Eyaletlerin temsili

Federal Meclis

Federal Meclis, Alman halkının seçilmiş temsilcisidir. Federal mecliste yer alan 598 milletvekilinin yarısı partilerin eyalet kapsamında gösterdikleri aday listelerinden seçilirler (ikincil oylar). Milletvekillerinin diğer yarısıysa, sayıları 299 olan dar bölgede doğrudan adaya verilen oylarla seçilir (birincil oylar). Bu mekanizma, seçimlerde partilerin ağırlığını değiştiren bir etki yapmaz. Zira dar bölgelerde de, bir partiye bağlı adayların seçilme şansları çok daha yüksek olmaktadır. Seçim sisteminde siyasi partilerin mecliste sahip oldukları sandalye sayısının partilere verilen oy oranını yansıtması hedeflenmektedir. Bununla birlikte, çok küçük partilerin meclise girmesiyle çoğunluk oluşturma olanağının zorlaşmaması için de yüzde beşlik bir seçim barajı uygulanmaktadır (Seçim Barajı).

Almanya’da parlamento görevini üstlenen organ Federal Meclis’tir (Bundestag). Milletvekilleri meclis grupları oluşturur ve aralarından bir meclis başkanı seçer. Federal Meclis, Federal Alman Şansölyesi’ni seçer ve şansölye, sürdürdüğü siyasetiyle mecliste çoğunluğu sağlayabildiği sürece göreve devam edebilir. Federal Meclis, gerekli hallerde güvenoyu yoluyla şansölyeyi görevden alabilir. Bu yönüyle diğer ülkelerin parlamenter rejimleriyle benzerlik gösterir. Almanya’da hükümet başkanı meclis tarafından seçilirken, örneğin Büyük Britanya gibi başka parlamenter demokrasilerde devlet başkanı tarafından atanıyor olması da önemli bir fark yaratmaz. Diğer parlamenter demokrasilerde de, ancak parlamento çoğunluğunun desteğini alabilecek bir parti lideri hükümet başkanı olarak atanır.

Federal Meclis milletvekillerinin ikinci büyük görevleri yasamadır. 1949’dan bu yana parlamentoda görüşülen 9.000 kadar yasa tasarısının 6.200’den fazlası yasalaşmıştır. Çoğunluğu yasa değişikliği olan bu tasarılar genellikle hükümet tarafından Federal Meclis’e sunulurken küçük bir kısmı da parlamento içinden ya da Federal Konsey (eyaletleri temsil eden meclis) tarafından sunulur. Federal Meclis, genellikle Federal Hükümet tarafından sunulan yasa tasarılarının geçmesi yönüyle de diğer parlamenter demokratik ülke meclisleriyle benzeşir. Ama örneğin İngiliz parlamentosunun tartışma mekanı olarak işleyişinden farklıdır. Bu anlamda Britanya parlamento kültürünü temsil eden “tartışma meclisi” nden çok, iş görücü karaktere sahiptir. Federal Meclis’in uzmanlık komisyonları (Meclis komisyonları), parlamentoya sunulan yasa tasarılarını, son derece yoğun biçimde ve konuyu her yönüyle ele alarak görüşür. Federal Meclis’in çalışma sistemi, yakınlardaki İngiltere’yle değil, daha uzaklardaki ABD’yle, yani iş görücü meclisin prototipini oluşturan ABD Kongresi’nin sistemiyle benzerlik gösterir.

Federal Meclis’in üçüncü büyük görevi hükümet icraatını denetlemektir. Kamuoyuna da yansıyan denetleme işlevi, meclisteki muhalefet tarafından yapılır. Ama kamuoyuna pek yansımasa da, hükümet partisi milletvekillerinin kapalı kapılar ardındaki toplantılarda hükümet üyelerine yönelttikleri eleştiriler de, etki açısından muhalefetten geride kalmamaktadır.

Federal Cumhurbaşkanı

Federal Cumhurbaşkanı devlet başkanı olarak Almanya Federal Cumhuriyeti’ni dışarıya karşı temsil eder ve hükümet üyelerini, yargıçları ve yüksek memurları atar. İmzası ile yasalar yürürlüğe girer. Hükümeti azleder ve 2005 yazında olduğu gibi istisnai durumlarda Parlamento’yu vaktinden önce fesheder. ABD Başkanı ya da diğer devlet başkanlarının sahip olduğu, parlamenter kurulların yasa kararlarına karşı veto hakkını Temel Yasa Federal Cumhurbaşkanı’na tanımamaktadır. Federal Cumhurbaşkanı gerçi parlamenter kararları ve hükümetin personel önerilerini onaylar ama, sadece işleyişin Temel Yasa’nın maddelerine uygun bir şekilde mi gerçekleştiğini inceler. Federal Cumhurbaşkanı görevini beş yıllık bir dönem için icra eder. Bir diğer dönem için yeniden seçilebilir. Cumhurbaşkanı, Federal Asamble tarafından seçilir. Asamble, kısmen Federal Meclis üyeleri, kısmen ise 16 eyaletin parlamentolarınca seçilen ve Federal Meclis üyelerine eşit sayıda üyelerden oluşur.

Şansölye ve Hükümet

Şansölye, federal hükümetin seçilen tek üyesidir. Anayasa kendisine, en önemli siyasi makamların yöneticileri olarak bakanları seçme hakkını tanımaktadır. Şansölye ayrıca bakanların sayısını ve yetki alanlarını belirler. Hükümet politikasının yönünü belirleme hakkı vardır. Bu hak, Şansölye’nin hükümet icraatinin ağırlık noktalarını bağlayıcı olarak tayin etme hakkını içerir. Bu yetkilerle birlikte Şansölye’nin başkanlık sistemiyle yönetilen demokrasilerdeki devlet başkanının iktidar gücü ile kıyaslanabilecek bir dizi yönetim imkanı bulunmaktadır. 1949’da Temel Yasa’yı karara bağlayan Parlamenter Konsey, Şansölye tanımlamasında İngiliz başbakanını örnek almıştı. İngiliz başbakanın da Şansölye ile tıpa tıp aynı iktidar imkanları olmasına rağmen Şansölye’nin iktidar imkanları İngiltere başbakanının olanaklarının çok gerisinde kalmaktadır. İngiltere’nin parlamenter sisteminde her zaman sadece tek bir parti hükümete gelir. Çünkü İngiltere’deki çoğunluk seçim sistemi en güçlü partiyi desteklemektedir. Federal Meclis’te normalinde hiçbir parti çoğunluğu elde tutmaz. Dolayısıyla Şansölye seçiminde genelde bir koalisyonun, yani farklı partilerin ittifakı gerekmektedir. Şansölye seçiminden önce, birlikte iktidara gelmek isteyen partiler arasında kapsamlı görüşmeler gerçekleşir. Bu görüşmelerde ayrıntılı olarak bakanlıkların hangi partilerarasında paylaşılacağı, hangi bakanlıkların aynı kalacağı, hangilerinin yeni oluşturulacağı ele alınır. Hükümet ittifakının daha büyük ortağına Federal Şansölye’yi belirleme hakkı tanınır. Ayrıca partiler,


önlerindeki yıllarda üstesinden gelmek istedikleri konularda anlaşma sağlarlar. Bu koalisyon görüşmelerinin sonuçları koalisyon anlaşmasında yer alır. Şansölye ancak bu adımlar tamamlandıktan sonra seçilir. Hükümet partileri arasındaki görüşmeler federal hükümetin kararlarını hazırlar ve bunlara eşlik eder. Ortak siyasi noktalar yeni bir federal meclis seçimlerinden önce tükenirse Federal Şansölye’nin değişimi gündeme gelir. Görevde olan Şansölye’nin – yapıcı – bir güvensizlik oyu ile değişiminde, aynı zamanda yeni bir Şansölye’nin seçilmesi gerekmektedir. Parlamenter güvenin bu şekilde sona ermesi, Federal Meclis’te temsil edilen partileri, Şansölye’yi düşürmeden önce hükümet çoğunluğunu sağlamaya zorlar. Şansölye’yi düşürme girişimi ancak iki kere denendi ve sadece bir kere, 1982’de başarılı oldu: Zamanın Şansölyesi Helmut Schmidt’e karşı (SPD) güvensizlik oyu kullanılarak Helmut Kohl (CDU) seçildi. Ama Federal Şansölye Federal Meclis’te her zaman için hükümet partilerinin sınırsız desteğine sahip olup olmadığını denetleme amacıyla güven oylaması talep edebilir. Şansölye bu güven oylamasını kaybederse, yani hükümet çoğunluğunun bir kısmı Şansölye aleyhinde taraf olurlarsa, Federal Meclis’in feshedilmesi ve dolayısıyla erken seçimlere gidilmesi kararı Federal Cumhurbaşkanı’na bırakılır. Federal Cumhurbaşkanı Federal Meclis’te temsil edilen partilerden yeni bir hükümet kurmayı denemelerini de talep edebilir. Federal Almanya tarihinde güven oylamasında gerçek bir yenilgi yaşanmadı. Ama üç kere sözleşmeli yenilgiler oldu: Hükümeti düşürebilmek için iktidar partilerinin milletvekilleri ya da bakanları çekimser oy kullandılar (1972, 1982, 2005). Bu şekilde, anayasa gereğince başka türlü yapılamayacak erken seçimlere yol açıldı. Bu yöntem ancak Federal Cumhurbaşkanı’nın onayı ile uygulanabilir ve oldukça tartışmalıdır. Daha 1983’de Anayasa Mahkemesi , bu yöntemin anayasa tarafından amaçlanmayan ve tartışmalı bir yol olduğunu vurguladı. En üst mahkemeye 2005 yılında da başvuruldu, ama bu sefer de anayasa mahkemesi yargıçları iki milletvekilinin açtığı davayı reddettiler.

Federal Devlet

Kompleks bir yapıya sahip olan Almanya Federal Devleti, merkezi devlet düzeyi ve 16 eyaletten oluşur. Temel Yasa, ayrıntılı bir yetki düzenlemesi ile hangi konuların federal devlet, hangilerinin eyaletler tarafından ele alınması gerektiğini belirler. Bu açıdan Almanya’nın federal devlet sistemi diğer federal devletlerin sistemlerine benzemektedir. Almanya kamusal alanı önemli ölçüde federal yasalara dayanır. Vatandaşlar ise Yetki Dağılımı İlkesi’ne göre neredeyse sadece eyalet resmi makamları ya da eyaletler adına icraatte bulunan yerel idarelerle ilişkidedirler. Bunun sebebi, Temel Yasa’nın üniter devletin faydaları ile federal devletin faydalarını birleştirme çabasıdır. Başka devletlerin vatandaşları günlük yaşantılarında çok daha fazla federal makam temsilcileriyle karşılaşmaktadırlar. Temel Yasa yaşamın bütün Almanya’da eşdeğer ölçülerde olmasını talep eder. Bu da önemli derecede ekonomi ve sosyal politikalar tarafından belirlenir. Bu nedenden ötürü bu alanı genelde federal yasalar belirler.


Bu açıdan Alman Federal Devleti bir üniter devlete benzer. Yine de eyaletler toplu devlet yönetim kapasitesinin büyük bir bölümünü denetlemektedirler. Dolayısıyla Alman idari birimlerinde federal yapılar ön plana çıkar. Eyalet yönetimleri bir taraftan federal bir devlet için tipik olarak sözkonusu eyalet yasalarını uygularlar,diğer taraftansa – federal devlet sistemleri için hiç de tipik olmayarak – federal devlet yasalarının çoğunun infazını da üstlenirler. Alman Federal Devleti’nin tanımlamasında bu nedenden ötürü “üniter” ya da “kırpılmış” federal devlet ifadeleri kullanılır. Üç merkezi devlet görevini eyaletler tamamen kendileri üstlenir: Genelde yüksek okullar da dahil olmak üzere okul konuları, polis görevleri de dahil olmak üzere iç güvenlik ve yerel özerk yönetim. Eyaletler için, temsil edildikleri Federal Konsey’in geniş kapsamlı katılım hakları üzerinden, federal devletin yasamadaki önceliğine karşı bir denge sağlanmış olmaktadır.

Almanya ve Avrupa

Almanya Avrupa Birliği (EU) üye ülkelerinin çoğu ile siyasi sistemin temel özelliklerini paylaşıyor. Hükümet sistemi parlamenter demokrasiye göre belirleniyor. Yani hükümet politikasını cumhurbaşkanı değil, hükümet şefi ve bakanları belirler. Temel Yasa’nın hukuk devleti ve demokrasi için koyduğu yüksek standartlardan ötürü Federal Anayasa Mahkemesi Avrupa politikası aktörlerinden biri olmaktadır. Almanya’nın siyasi düzenleme haklarını AB’ye devretmeden önce Avrupa hukuk düzeninin Temel Yasa’nın kriterlerine uyması gerektiğini Mahkeme bir çok defa vurguladı. Temel Yasa’nın ana ilkelerinin “ebedilik garantisi” ile Temel Yasa’nın Avrupa bütünleşme sürecine olan bağlılığı bu noktada belli bir çelişkiye düşmektedir.

Kaynak :http://www.tatsachen-ueber-deutschland.de/index.php?L=8

  .........

Footer