Web'te & Site'de Ara :

Heute ist der

Almancam Sözlük

Aramak istediginiz kelimeyi yazınız:

www.almancam.com
Site Harita

   Hesabın yokmu? Ücretsiz  Üye Ol!

Anasayfa
Forum
      Dilbilgisi - Grammatik
            YARDIMCI FiiLLER (MODALVERBEN)..

  YARDIMCI FiiLLER (MODALVERBEN)..  

Wollen

Türkçe’mizdeki istemek kelimesinin manasını tam olarak karşılamakla beraber “wollen”in istemek olarak nerelerde kullanılabileceğini bilmemiz gerekir. Bir ticarethanede, bir lokalde veya buna benzeyen yerlerde ben şunu veya bunu istiyorum derken “wollen” i kullanmanızı tavsiye etmeyiz. Zira “wollen” in istemek anlamında cümleye girdiği yerlerde kesinlikle istemek akla gelir. Buna göre “wollen” istemek manalarında nerelerde kullanılır?

a) isteğin tam bir kesinlik ifade ettiği yerlerde.

Biz hakkımızı istiyoruz. - Wir wollen unser Recht. (das Rechl - hak)

Halk adalet (eşitlik) istiyor.      - Das Volk will die Gerechtigkeit.

 

b) istek veya istenilen şey diğer bir şahsı rahatsız etmeden, kendi arzularımızı ifade ederse.

Ben yarın seyahate çıkmak istiyorum.  - lch will morgen verreisen. (morgen – yarın, verreisen - seyahate çıkmak)

Ben durumumu düzeltmek istiyorum. (gidişatımı, halimi)

lch will mich bessern. (sich bessern, bir kişinin kendi durumunu gidişini, düzeltmesi, düzene sokması)


Wollen - istemek yardımcı fiilinin şimdiki zamana göre çekimi

Bazı örnek yardımcı fiiller çeşitli şahıs zamirleri ile çekilirken köklerim tamamen kaybederler.

lch will                       - ben . .. istiyorum

du willst                     - sen ... istiyorsun

er, sie, es will             - o ... istiyor

wir wollen                  - biz ... istiyoruz

ihr wollt                     - siz ... istiyorsunuz

sie wollen                   - onlar... istiyorlar

Sie wollen                  - Siz ... istiyorsunuz

 

örnek cümleler

Yardımcı fiillerle cümle kurarken, yardımcı fiil bağlı olduğu isim veya şahıs zamirine göre çekilir ve cümlede bulunan diğer fiil ise cümlenin sonuna hiç değişmeden mastar olarak gelir.


1. Biz Almanca öğrenmek istiyoruz.                 - Wir wollen Deutsch lernen.

Not: Yardımcı fiillerin bulunduğu olumlu düz cümleleri de sayı kaidesiyle kurmamız mümkündür.

 

2. O yarın işten istifa etmek istiyor.                  - Er will morgen kündigen.

(kündigen - işten istifa etmek)

 

3. Siz beni sadece oyalamak istiyorsunuz.        - Sie wollen mich nur aufhalten.

(nur – sadece, aufhalten - oyalamak)

 

4. O mutlaka zafere ulaşmak istiyor.                - Er will unbedingt siegen.

(unbedingt – mutlaka, siegen - zafere ulaşmak yenmek)

 

5. O sadece para biriktirmek istiyor.               - Er will nur sparen.

 (sparen - para biriktirmek)


6. O inanmak istemiyor.                                  - Er will nicht glauben.

(glauben - inanmak)

7. O hakikatı söylemek istemiyor.                   - Er will die Wahrheit nicht sagen.


Können

Können yardımcı fiili kabiliyet, istidat ya da kudretten gelen ve yapmaya muktedir olduğumuz eylemler için kullanılır. Burada adı geçen ve yapmaya muktedir olduğumuz şeyler fikri veya fiziki olabilir. Können’in muktedir olmak anlamında kullanıldığı veya kast edildiği yerlerde bildiğimiz veya yapabildiğimiz şeyin öğrenilmiş, alıştırılmış ve bilhassa sportif faaliyetler için antremanı yapılmış olması gerekir. Diğer bir ifadeyle können’i “ben bunu yapabiliyorum, edebiliyorum” şeklinde kullanırken bildiğimiz şeyin emek verilerek öğrenilmiş olması gerekir. Bu öğrenimin yanı sıra fiziki bir kuvvetin muktedir olduğu yerlerde de können kullanılır.

 

Ben 80 kiloyu yukarı kaldırabilirim.  - lch kann 80 kg hochheben.

O halde können bu vermiş olduğumuz bilgiye göre:

a) Kabiliyet ve istidattan gelen, öğrenilen fakat yine de alıştırma sonucu bildiğimiz ya da muktedir olduğumuz şeyler için kullanılır.

 

Çocuk güzel keman çalabiliyor.  - Das Kind kann gut Geige spielen.

Çocuk 5 yaşında, fakat 1000’e kadar sayabiliyor.   - Das Kind ist 5 Jahre alt, aber es kann bis 1000 zählen.

O üç lisanı ana dili gibi biliyor.    - Er kann drei Sprachen, wie seine eigene Muttersprache.

 

b) Mesleki, ya da teknolojik bilgiye dayanan, öğrenilmesi ve elle alıştırılmış olması gereken, bildiğimiz, muktedir olduğumuz branşlarla ilgili muktedir olma hallerinde ise mesleğin veya yapılması gereken şeyin teknolojik yönden bilinmesi kadar, o kişinin adı geçen iş veya meslekle alakalı el hünerine de sahip olması gerekir.

 

Ben arabayı tamir edebilirim.               - lch kann das Auto reparieren.

Ben makineyi ayarlayabilirim.              - lch kann die Maschine einstellen.

O bir masa imal edebilir.                                 - Er kann einen Tisch herstellen.

 

Son yaptığımız cümlede o kişinin bir masayı yapabilmesi için mutlaka marangoz olması şart değildir. Fakat masayı yapan kişinin marangozlukla ilgili teknolojik bilgilere sahip olması ve ayrıca bu teknolojik bilgiyi tatbik edebilmesi için rendenin nasıl tutulması gerekliğim pratik yönden bilmesi şarttır.

 

c) iktidarı, imkanı, olma veya olmama hallerinde:

Hasta yürüyemiyor.  - Der Kranke kann nicht gehen.

Ben size yardım edemem.  - lch kann Ihnen nicht helfen.

Ben hislerime sahip olabilirim.  - lch kann mich beherrschen.

 

Cümle kuruluşu ile ilgili diğer örnekler ve können yardımcı fiilinin zaman yardımcı fiilleri ile cümlede kullanılışı:

Können veya diğer örnek yardımcı fiillerle cümle teşkil ederken cümlemizde işler tam anlamlı ve isterse yardımcı zaman fiillerinden birisi olsun, bu fiiller cümle sonunda hiç çekilmeden mastar halinde bulunurlar. Buna göre örnek yardımcı fiiller bağlı bulundukları şahıs zamirine veya isme göre çekildikten sonra, cümlede bulunan diğer fiil değişikliğe uğramadan cümle sonuna gider.

O çok güzel yemek yapar.  - Er kann sehr gut kochen. (kochen, yemek yapmak)

Eva bunu güzel izah eder (edebilir).  - Eva kann das gut erklären.

 

Not: Örnek yardımcı fiillerin bulunduğu cümleleri soru yapmak istersek; örnek yardımcı fiil cümlenin başına alınır. Yani fiille isim yer değiştirir.

 

Size yardım edebilir miyim?  - Kann ich Ihnen helfen?

Siz Almanca biliyor musunuz?  - Können Sie Deutsch?

Çocuk yüzmesini biliyor mu?   - Kann das Kind schwimmen?

Sen yarın çalışabilir misin?   - Kannst du morgen arbeiten?

Siz bana 100,- Euro ödünç verebilir misiniz? -Können Sie mir 100,- Euro leihen?

Sen bana bunu lütfen izah eder misin? -Kannst Du mir das bitte erklären?

Sen bunu ezbere okuyabilir misin?- Kannst Du das auswendig?

Ben yarın okula gelemem. - lch kann morgen nicht in die Schule kommen.

Ben bu soruya cevap veremem.  - lch kann diese Frage nicht beantworten.

 

Können ile zaman yardımcı fiillerinin beraber bulunduğu cümleler:

Können ile teşkil edilen haben ve sein fiilinin bulunduğu bazı cümlelerde bir kişinin kendi kanısına dayanan bir mana ortaya çıkar. Bu durumda cümlede üçüncü bir fiil varsa bu üçüncü fiil geçmiş zaman hali ile cümleye girer. (Tam manalı fiil).

 

O bunu söylemiş olabilir.  - Er kann das gesagt haben.

sagen, söylemek / gesagt, söyledi

 

Siz yanılmış olabilirsiniz.  - Sie können sich geirrt haben.

sich irren - yanılmak (dönüşlü fiil)

 

Können, örnek yardımcı fiili dafür (bunun için) edadıyla kullanıldığında;

“Benim bunda, onda suçum ne” anlamına da gelir.


Benim bunda kabahatim ne.    - Was kann ich dafür.

Benim bunda kabahatim yok.  - lch kann nichts dafür.

Sizin bunda suçunuz yok.  - Sie können nichts dafür.

 

Können örnek yardımcı fiilini wissen - bilmek fiili ile karıştırmayınız. Wissen daha ziyade zihni, akli, fikri ve beyinsel temele dayanan bilme eylemleri için kullanılır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek verelim. Bir futbolcuyu çalıştıran antrenörün o futbolcuyu iyi bir başarıya götürebilmesi için futbol hakkındaki yeterli fikri bilgilere sahip olması gerekir. Bu durumda antrenörün futbolcu ile top oynayıp gol atmasına lüzum yoktur. Fakat bu antrenörün futbolun nasıl oynandığını, golün nasıl atılması gerektiğinı bilmesi şarttır, işte bu fikri bilgileri futbolcuya aktarır. Antrenörün bu bildikleri zihni bilgiler wissen ile ifade edilen bilmektir. Futbolcunun sahada gösterdiği başarı da können olur. Bunun dışında okuduğumuz, duyduğumuz, gördüğümüz bir haber veya eylemle ilgili bilmek anlamında da wissen kullanılır.

 

Ben bunu biliyorum. - lch weiss das.

O bunu bilmiyor.  - Er weiss das nicht.

Onun çok geniş bilgisi var. - Er hat ein umfangreiches Wissen.

Müller iyi gol atar.  - Müller kann gut Tore schiessen.

 

Müssen

Şimdiki zamana göre çekimi:

ich muss ... - ben . .. mecburum

du musst... - sen ... mecbursun

er, sie, es muss ... - o ... mecbur

wir müssen ...  - biz ... mecburuz

ihr müsst...  - siz ... mecbursunuz

sie müssen ...  - onlar.. . mecburdurlar

Sie müssen ... - Siz ... mecbursunuz

 

Almanca dilinde çok kullanılan bir fiil olup anlamının ve kullanıldığı yerlerin tam olarak bilinmesi gerekir. Müssen örnek yardımcı fiili kullanıldığında cümlede bir kesinlik bulunmaktadır. Bu zorunluluk veya mecburiyet iki ana gurupta toplanır.

a) Emirsel anlam taşıyan mecburiyet (Zwang-Befehl).

b) Mantıki yönden yapılması gereken mecburiyet (logischer Zwang).

 

Askeri birliklerde ve disiplinin gerektiği yerlerde verilen bir emrin harfiyen yerine getirilmesi gerekir.

Siz saat 8 de kalkmaya mecbursunuz.  - Sie müssen um 8 Uhr aufstehen.

 

Bu vermiş olduğumuz örneğin dışında bir eylemin kesinlikle yapılması gerekiyorsa, ya da karşımızdaki kişi bizden her hangi bir işin mecburen yapılmasını istemekle ise bu da emirsel anlam taşıyan ve yerine getirilmesi gereken bir mecburiyet olabilir. Buna benzeyen mecburiyetler, bazı hallerde konuşulan kişi için yerine getirilmesi halinde kendi yararına olur. Bir anne oynamak gayesiyle dışarıya çıkan çocuğuna;

-“Senin saat 18°°de evde olman şart” diyebilir. Burada adı geçen anne, çocuğuna ihtarda bulunurken çocuğun mutlaka saat 18°° de evde olmasını isterse cümleyi müssen  örnek yardımcı fiili ile kurar.

Buna göre:

Senin saat 18°° de evde olman gerek. - Du musst um 18.00 Uhr zu Hause sein.

Çocuğun istenen bu saatte evde olması, çocuğun emniyeti ve eğitimi yönünden önemlidir. Zira ortalık kararıp çocuğun başına bir kaza gelebilir.

 

1. Sizin özür dilemeniz şart (mecburi)   - Sie müssen sich entschuldigen.

sich entschuldigen - özür dilmek

 

2. O şimdi gitmeye mecbur.                            - Er muss jetzt gehen.

 

3. Ben yarın Konsolosluğa gitmeye mecburum.                       - lch muss morgen zum Konsulat gehen.

 

4. Sizin nüfus dairesinde kaydınızı yaptırmanız şart.      - Sie müssen sich beim Einwohnermeldeamt anmelden.

Einwohnermeldeamt - nüfus dairesi

sich anmelden - kaydını yaptırmak

 

5. Sizin orta okul mezunu olmanız gerek.         - Sie müssen die mittlere Reife haben.

 

6. Bizim 100.- Euro ceza ödemiz şart. - Wir müssen 100,- Euro Strafe zahlen.

Strafe – ceza, zahlen - ödemek

 

b) Mantıki yönden yapılması gereken mecburiyet / Logischer Zwang

Bazı hallerde bir eylemin (işin, olayın) yerine getirilebilmesi için elimizde bir kaç çeşit imkan olabilir.

Otomobil ile İstanbul’dan Bursa'ya gitmek için yola çıkan bir kişi, İstanbul içersinde size, “Ben nasıl Bursa'ya gidebilirim?” diye sorarsa, mantıki yönden vereceğiniz cevap, - “Sizin Bursa'ya Kartal üzerinden araba vapuru ile gitmeniz mecburidir”, diyebilirsiniz. Bu cümlede kullandığınız müssen karşı taraf için bir emir değil mantıki yönden yapılması gereken bir mecburiyettir. O kişi isterse kara yolundan bütün Marmara sahilini dolaşarak İzmit üzerinden de Bursa'ya gidebilir.

 

1. Sizin Kartal üzerinden Bursa'ya gitmeniz gerek.- Sie müssen über Kartal nach Bursa fahren.

 

2. Çocuğun uyuması şart.                                - Das Kind muss schlafen.

 

3. Hasta ilaçlarını muntazam (programlı olarak) almaya mecburdur.- Der Kranke muss die Medikamente regelmässig einnehmen.

Medikamente – ilaç, einnehmen - ağızdan ilaç almak

 

4. Sizin yarın tekrar doktora gitmeniz şart.       - Sie müssen morgen wieder zum Arzt gehen.

 

Müssen'in diğer manaları:

Müssen örnek yardımcı fiili bu hakiki manalarının dışında, tahmin ettiğimiz fakat kesinlikle bilmediğimiz hallerde de “olmalıdır, olması gerek” anlamlarına gelir.

 

Onun çok iyi olması gerek.                              - Er muss sehr gut sein.

 

Türkçe’mizde, bir işin önemine inandığımız zaman gerek kendimiz ve gerekse diğer şahıslar için; “Benim bunu yapmam lazım” ya da “onun bunu yapması lazım” deriz. Bu gibi cümleler eylemin durumuna göre, emirsel veya tavsiye  durumunda olabilir. Bu halde de cümlede müssen kullanabilirsiniz.

 

Benim bunu yapmam lazım.                             - lch muss das machen.

Senin bunu bana söylemen lazım.                     - Du musst mir das sagen.

 

Sollen

lch soll

du sollst

er, sie, es soll

wir sollen

ihr sollt

sie sollen

Sie sollen

 

Sollen örnek yardımcı fiilim anlam ve kullanıldığı yer yönünden müssen mecbur olmak örnek fiili ile biri birine karıştırmayınız. Sollen lügat anlamıyla mecbur olmak manasına gelmekle beraber burada adı geçen mecburiyet daha ziyade zayıf olup bizden veya karşımızdakinden bir eylemin yapılmasını ister. O halde sollen in kullanıldığı yerlerde kesin bir mecburiyet yoktur. Bilhassa dini, insani, toplum, görgü veya ahlak kuralları yönünden bir emrin yerine getirilmesi istenir ya da hatırlatılırsa., bu gibi cümlelere sollen girer.

Hırsızlık yapma (günahtır, yasaktır).                 - Du sollst nicht stehlen.

Yalan söyleme (yalan söylememelisin). - Du sollst nicht lügen.

Senin terbiyeli olman lazım.                             - Du sollst anständig sein.

 

Müssen ve sollen fiilleri arasındaki farkı daha iyi anlayabilmemiz için bir başka örnek verelim. Hepimizin bildiği trafikte bir şoförün harfiyen riayet etmesi gereken bazı trafik işaretleri bulunur. Bunlardan bazıları:

Stop- dur, Halteverbot - durma yasağı

Bu guruba giren işaretlere Verbotsschilder yasak işaretleri denir. Yasak işaretlerinin bulunduğu yerlerdeki emir tamamen kesindir. Bu işaretlerin olduğu yerlerde karşı tarafa bir ikaz yapılırken müssen kullanılır.

 

Senin yol hakkına dikkat etmen gerekir (mecbur).       - Du musst die Vorfahrt achten.

Sizin kırmızıda durmanız mecburidir.                - Sie müssen bei Rot anhalten.

 

Ayrıca bu kesin yasak işaretlerinin yanı sıra trafik ikaz işaretleri de vardır. Bu işaretlere riayet etmek o şoförün insancıl yönden uyması gereken bir mecburiyettir. Hastahane okul ve çocuk yurtlarının önünden geçen yollarda bu gibi trafik işaretlerine rastlanır. Bu trafik işaretleri şoförden; hastahane önünden geçerken arabasını biraz yavaş sürüp gürültü yapmamasını, çocuk yuvasının önünden geçerken, arabasını hızlı sürüp bir çocuğun trafik kazasına kurban gitmemesi için arabasını yavaş sürmesini ister. Buradaki mecburiyet daha ziyade vicdani olup karşı tarafın ve bunun yanında doğacak bir tehlikeden şoförü kurtarmak için yapılan bir ikaz veya insani bir hatırlatmadır. Almanca’da bu gaye için kullanılan trafik işaretlerine Gebotsschilder denir. İşte bu işaretlerin bulunduğu yerlerde karışımızdakini ikaz etmek istersek sollen  yardımcı fiilini kullanırız.

 

Siz burada arabanızı yavaş sürmelisiniz.           - Sie sollon hier langsam fahren

 

Konu ile ilgili diğer örnekler:

1. Sizin bana yarın haber vermeniz lazım.         -Sie sollen mir morgen Bescheid sagen. Bescheid sagen - haber vermek

 

2. Bizim Emniyet tüzüğüne riayet etmemiz lazım.          -Wir sollen die Sicherheitsvorschriften beachten.

 

3. Sen biraz sabır etmelisin.                             - Du sollst etwas Geduld haben.

4. Ne diyeyim?                                               - Was soll ich sagen?

5. Ne yapayım?                                              - Was soll ich machen?

6. Ben size nasıl yardım edeyim?                     - Wie soll ich lhnen helfen?

7. O yarın bana gelsin.                        - Er soll morgen zu mir kommen.

8. Sen bunu iyice düşün taşın.              - Du sollst dir das genau überlegen.

9. O ne yapacağını bilmiyor.                - Er weiss nicht, was er machen soll.

10. Evet diyeyim mi?                                      - Soll ich ja sagen?

11. Satın alayım mı?                                        - Soll ich kaufen?

12. içeyim mi?                                    - Soll ich trinken?

13. Sana inanayım mı?                        - Soll ich dir glauben?

 

Dürfen

Şimdiki zaman göre çekimi:

lch darf

du darfst

er, sie, es darf

wir dürfen

ihr dürft

sie dürfen

Sie dürfen

 

Dürfen örnek yardımcı fiili ile bir kişiye müsaade veya yetki verilir. Verilen bu müsaade kanun, tüzük ya da birisi tarafından olabilir.

 

Ben burada park yapabilirim,   - lch darf hier parken.

Biz burada sigara içebiliriz.                  - Wir dürfen hier rauchen.

 

Bu verilen yetki veya müsaade, cümleyi olumsuz yapmamız halinde geriye alınmış olur. Daha evvelki derslerimizden de hatırlayacağınız gibi bu olumsuzluk cümleleri nicht ya da kein ile teşkil edilir. Demek ki dürfen’in bulunduğu cümlelerde nicht  ve kein verilen müsaadeyi geri aldığı gibi bir şeyin yasak olduğunu da ifade eder.

 

Sen burada park yapamazsın (yasaktır).          - Du darfst hier nicht parken.

Siz burada sigara içemezsiniz (müsaadeli değilsiniz yasak).- Sie dürfen hier nicht rauchen.

 

Nezaketin veya karşı tarafın müsaadesi gereken bütün eylemler için yine dürfen kullanılır. Karşınızdaki bir kişiden bir şey isterken, bir şey ikram ederken o adı geçen kişinin müsaade etmesi gerekmekte ise, cümlemize dürfen ile başlarız. Bu durumda cümlemiz hali ile soru cümlesi olur.

 

Size bir sigara ikram edebilir miyim?               

Darf ich Ihnen eine Zigarette anbielen? anbieten - ikram etmek

 

Seni bu akşam ziyaret edebilir miyim? 

Darf ich Dich heule Abend besuchen? besuchen - ziyaret etmek

 

Sizi dansa davet edebilir miyim?                     

Darf ich Sie zum Tanz bitten?

 

Sizi rahatsız edebilir miyim?                            

Darf ich Sie stören?

 

Size bir bardak bira ikram edebilir miyim?      

Darf ich Ihnen ein Glas Bier anbieten?

 

Oturabilir miyim?                                           

Darf ich Platz nehmen? Platz nehmen - bir yere oturmak, sandalyeye, sofraya

 

Bir müsaade veya yasak herkes için geçerli ise dürfen, örnek yardımcı fiili man belgesiz zamiri ile kullanılır. Dürfen fiili ise üçüncü tekil şahsa göre çekilerek cümleye girer.

 

Burada yüzülmez (burada yüzmek yasaktır).

Hier darf man nicht schwimmen.

 

Burada sigara içmek yasaktır. 

Hier darf man nicht rauchen.

 

Camide sesli konuşulmaz (yasaktır).               

Man darf in der Moschee nicht laut reden. Die Moschee – cami, reden – konuşmak

 

Sıhhat veya başka yönlerden kendimiz için zararlı olan eylemlerin yasaklandığı yerlerde de cümle  dürfen ile teşkil edilir. Doktor yaptığı muayeneden sonra hastası için yemesi, içmesi gereken şeylerin yanı sıra sıhhat yönünden hastasına zararı olabilecek şeyleri sayarken dürfen’i kullanır.

 

Siz dana eti yiyebilirsiniz.  (sıhhatiniz için zararız)

Sie dürfen KalbfIeisch essen.

 

Sizin domuz eti yemeniz yasaktır.  (sıhhi yönden veya dini yönden)

Sie dürfen kein Schweinefleisch essen.

 

Senin sigara içmen yasaktır. (sıhhi yönden)

Du darfst nicht rauchen.

 

Ne yemem gerekir ? (neleri yemeye müsaadeliyim)

Was darf ich essen?

 

 

Mögen

İstemek - arzu etmek, sevmek, beğenmek

ich mag

du magst

er, sie, es mag

wir mögen

ihr mögt

sie mögen

Sie mögen

 

İstemek anlamında Almanca’da çok seyrek kullanılır.

Ben dondurma yemek istiyorum.

lch mag Eis essen.

 

Pratikde mögen yerine daha çok möchten kullanılır. Bundan önceki derslerimizde  wollen istemek örnek fiiline değinmiştik. Wollen’in bir şeyi kesinlikle istemek manasına geldiğini de bu dersimizde hatırlatmıştık. Möchten ise kibar anlamda istemek fiilini tam olarak ifade eder. O halde bir ticarethanede, lokalde veya nezaketin gerekliği yerlerde bir şeyi isterken möchten istemek fiilini kullanmamız gerekir. Demek ki verdiğimiz bu bilgiye göre mögen istemek anlamında pek seyrek kullanılmaktadır. O halde mögen nerelerde kullanılır? Bilhassa yemek ve içmek konusunda, bir şeyi severek, arzu ederek yer veya yemez anlamlarında “istemek” olarak cümlelerimizi mögen ile kurabiliriz.

Ben çorbayı severek yerim.

lch mag gerne Suppe essen.

 

Şimdi yemek istemiyorum (canım istemiyor).

lch mag jetzt nicht essen.

 

Ben yoğurttan hoşlanmam.

lch mag kein Joghurt.

 

Mögen’in yan manaları (Nebenbedeutungen)

Mögen hakiki anlamının dışında ihtimal dahilinde, mümkün manalarına da gelir. Bu gibi hallerde cümlede kesin bir ifade yoktur.

 

Bu olabilir.                  - Das mag sein.

O haklı olabilir.            - Er mag Recht haben.

Onun 17 yaşında olması ihtimal dahilinde         - Sie mag 17 Jahre alt sein.

Ben bunu söylemiş olabilirim.               - lch mag das gesagt haben.

Dersimizin basında da değindiğimiz gibi karşı taraftan bir şey isterken daha çok möchten kullanılır.

Ben bir bardak çay istiyorum.

lch möchte ein Glas Tee.

 

Siz personel şefi ile konuşmak istiyor musunuz?

Möchten Sie mit dem Personalleiler reden?

 

Siz ne istiyorsunuz?

Was möchten Sie?

 

Ben Stuttgart’a bir bilet istiyorum.

lch möchte eine Fahrkarte nach Stuttgart.

Fahrkarte – bilet, einfach - bir gidiş, hin und zurück - gidiş geliş

 

O iki litre süt istiyor.

Er möchte zwei Liter Milch

 

Delikanlı telefon etmek istiyor.

Der Junge möchte telefonnieren.

tefefonieren - telefon etmek, anrufen - telefon etmek

 

Not: Möchten fiilinin ikinci ve üçüncü hali yoktur (istiyor idim) gibi Bu hal ancak  wollen örnek yardımcı fiili ile teşkil edilir


Bu Mesaj Son Olarak admin Tarafından 12.04.2013 16:54:18 Tarihinde Düzenlenmiştir.


       
Rep Gücü : [+]
Nerden :
Yaş :
Cinsiyet :
Özel Mesaj (PM)
Profil Bilgileri
Arkadaşlık Gönder
Paylaşım : % 0
Tecrübe : % 0
Güç : % 0

 Paylaş:

  12.04.2013  16:54:18



 


Mesaj Yazabilmek İçin Lütfen Kayıt Olun.
Veya Giriş Yapın.
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Forum kurallarına aykırı başlıkları yetkililere bildirebilirsiniz
Bu forumdan dosya indiremezsiniz