Hal Zarfları - Modaladverbien


Almanca'da hal zarfları diger bir deyisle Modaladverbien Nasıl, ne biçim, ne tarzda, sorularına cevap veriren kelimelerdir.

.

wie

- nasıl, gibi

auf welche Art

- hangi tarzda

auf welche Weise

- hangi biçimde

 

 

Bu zarflar sırasıyla:

 

 

anders  

- başka türlü

allerdings  

- şüphesiz

auch  

- dahi, de da

besonderes  

- fevkalâde, bilhassa, hele

etwas  

- takriben, biraz

auswendig  

- ezbere

genug  

- yeter

keinesfalls  

- hiç bir surette

 

 

beinahe  

– hemen hemen, neredeyse

derart  

- o şekilde

eben

- tam bilhassa

ebenfalls  

- bilmukabele, ayni şekilde

freilich  

- elbette (Bayern de kullanılır)

gar nicht

- asla

gern

- memnuniyetle, seve, seve

 

 

nicht  

- değil

gleichfalls  

- aynı şekilde, sizede

gegebenenfalls

- aksi halde^

mindestens  

- hiç olmazsa, en aşağı

mehr  

- çok, daha çok

sogar

- hatta

 

 

sicherlich  

- şüphesiz

sehr  

- çok

nur  

- yalnız, sırf

so  

- böyle, böylece

schriftlich

- yazılı olarak

mündlich  

- sözlü olarak

 

 

glücklicherweise  

- çok şükür, Allah’tan, iyi ki şanstan

massenweise  

- istediğin kadar, bol

möglichervveise  

- muhtemelen

dummerweise

- aptalca, aksine

teilweise  

- kısmen

sicherlich  

- muhakkak

 

 

vergesslich  

- boş yere, unutkan

umsonst  

- bedava, boş yere

vermutlich  

- galiba

übrigens

- bunun dışında, ayrıca üstelik

vielleicht  

- acaba, belki

wenigstens  

- en azından, bari

 

 

ja

- evet

zu  

- gereğinden fazla, çok

 
Hal zarfları olan bir olayın nasıl meydana geldigini belirten zarflardı. Bu durumda örnekler verelim.
 
- Er hat mir sogar einen Ring geschenkt.
- O bana hatta bir yüzük hediye etti.

- Sie müssen wenigstens eine Stunde warten.

- Sizin, en azindan bir saar beklemeniz gerekiyor.
- Das haben wir Ihnen schriftlich mitgeteilt.
- Biz bunu size yazılı olarak bildirdik.
- Er wird sicherlich die Prüfung bestehen.
- O muhakkak imtihanı başaracak.
- lch bin heute umsonst nach Berlin gefahren.
- Ben bugün boşuna Berlin'e gittim.

- Er will die Maschiene anders einstellen.

- O makineyi başka türlü ayarlamak istiyor.

- Der Hautarzt hat nur vormittags Sprechstunde.

- Cilt Doktorunun konuşma saatleri yalnız öğleden önce.
- Ich arbeite nur am Wochenende.
- Ben sadece haftasonu calışıyorum.
- Wir werden möglicherweise am Samstag arbeiten.
- Biz muhtemelen cumartesi günü çalışacağız.
 
- Er kann die Straßen auswendig.
- O sokakları ezbere bilir.
- Das Kind geht gerne in die Schule.
- Çocuk severek okula gidiyor.
153 Görüntüleme

Yorumlar